d. Ankara, 1957

İki yaşında resim yapmaya başlayan Bedri Baykam’ın ilk kişisel sergisi (Mayıs, 1963), henüz altı yaşındayken Ankara Sanatsevenler Kulübü’nde açıldı. Çocukluk döneminden itibaren Bern, Genevre, New York, Washington, Paris, Londra, Roma, Münih, Stockholm, San Francisco, Los Angeles, Berlin, Sidney başta olmak üzere eserleri tüm dünyada sergilenmeye devam ediyor. Siyasetçi Dr. Suphi Baykam’ın ve Yüksek Mimar-Mühendis Mutahhar Baykam’ın oğlu olan sanatçı, 1975-80 yılları arasında Paris’te Sorbonne Üniversitesi’nde ekonomi lisans ve yüksek lisansını tamamladı; L’Actorat’da aktörlük eğitimi aldı. 1980-1983 yıllarında, California College of Arts and Crafts’ta (CCAC, güncel adıyla CCA) resim ve sinema eğitimi gördü. 80’li yıllarda başlayan Yeni Dışavurumculuk Akımı’nın dünya çapında ilk isimlerinden biri olan Baykam, tual yüzeyine yönelik bitmeyen keşif arzusunu her daim canlı tutarak, sanat pratiğini “livart” yerleştirme, kısa film, video-art, performans gibi birçok alana genişletti. Politik sanatı, felsefeyi ve sanat tarihini üretiminin merkezine yerleştiren sanatçı, çağdaş sanatsal söylemin sınırlarını tutarlı bir şekilde zorlamaya devam etti. Baykam aynı zamanda 80’lerde New York’un çehresini değiştiren graffiti sanatçılarından biri oldu. 1987 yılına kadar California’da yaşadı; ardından İstanbul’a döndü. Bugüne kadar yarısı uluslararası olmak üzere 155 kişisel sergi açtı, sayısız grup sergisine katıldı. Birçok ulusal ve uluslararası serginin küratörlüğünü üstlendi. Çeşitli kısa metrajlı film ve video çekti, aktörlük yaptı. Değişik dönemlerde Bilkent Üniversitesi (Ankara), Doğuş Üniversitesi ve Altınbaş Ünüversitesi’nde (İstanbul) atölye ve sanat tarihi dersleri verdi. Eserleri, Berlin Academie der Künste, Barcelona Picasso Museum, Paris Roland-Garros Museum, Pinacothèque de Paris, Hollanda Stedelijk Schiedam, Museum der Moderne Salzburg, National Academy of Arts of Ukraine, Osthaus Museum Hagen, Künstlerhaus Bethanien Berlin, Bahrain National Museum, Kunstverein für die Rheinlande und Westfalen gibi müze ve enstitülerin yanı sıra Kahire, Venedik, İstanbul ve Buenos Aires Bienalleri’nde sergilenen sanatçı, aynı zamanda Daniel Templon (Paris), Stephen Wirtz (San Francisco), Galeri Baraz (İstanbul), The Proposition (New York), Galeri Siyah Beyaz (Ankara), E.M. Donahue (New York), Galerie Kuchling (Berlin), Lavignes-Bastille (Paris), Galerie Pages (Genevre), Opera Gallery (Londra), Gloria Delson Contemporary Arts (Los Angeles) gibi galerilerde sergiler açtı. Türkiye’deki çağdaş sanat pratiğinde de kırılmalara öncü olan Baykam, 80’lerden itibaren büyük ebatlı eserlerin sanat ortamında daha yaygın yer edinmesi ve eleştirel politika, erotizm gibi başlıkların eserlerde daha rahat konu edilmesi açısından cesaret veren bir sanatçı oldu. Kariyeri boyunca, değişik serilerinde üzerinde çalıştığı dijital ve boyasal saydam katmanların bir uzantısı olarak, büyük ilgi gören “4D” yani dört boyutlu lentiküler işlerini 2007 yılından bu yana üretmeye ve sergilemeye başladı.

Baykam, sanat dünyasında - ve hatta ülkesinin sosyo-politik sahnesinde - en öne çıkan figürlerden biri olarak kabul ediliyor. “Modern Sanat Tarihi, Batı’nın Bir Oldu-Bittisidir” manifestosu, “Maymunların Resim Yapma Hakkı” kitabı ve yayınlanmasından uzun yıllar sonra dahi alıntılanmaya devam eden diğer metinleriyle Batı’nın tekelci anlayışına karşı duruşunu ortaya koydu. Çok-kültürlülük kavramının sanat üstüne yansımasından yıllar önce, 1984 yılında, San Francisco Modern Sanat Müzesi’nde (SFMoMA) dağıttığı ilk manifestosuyla Batılı ülkelerin “önyargılarını” genç bir sanatçı olarak cesur bir tavırla eleştirdi. 2004 yılında İstanbul Bilgi Üniversitesi, Edward Lucie-Smith, Carmelo Strano, Kim Levin, Levent Çalıkoğlu, Patrick Wright, Şahin Yenişehirlioğlu, Ali Akay, Elisabeth Couturier, Denys Zacharopoulos gibi uluslararası sanat tarihçileri ve eleştirmenlerin geniş katılımıyla “Bedri Baykam’ın San Francisco Manifestosu’nun 20. Yılı” başlıklı bir sempozyum düzenledi. San Francisco Manifestosu, 2017 yılında Penguen Books/London ‘Modern Classics’ serisi kapsamında yayınlanan “Why Are We Artist?: 100 World Art Manifestos” başlıklı kitapta, dünyada kırılma yaratan 100 sanat manifestosu arasında yer aldı. UNESCO’ya bağlı Uluslararası Plastik Sanatlar Derneği’nin (UPSD) Türkiye Komitesi’nin kurucularından olan Baykam, örgütün başkanlığını 18 yıl boyunca sürdürdü. 2015 yılında Plzeň’de (Çekya) düzenlenen, UNESCO resmi partneri International Association of Art (AIAP/IAA) 18. Genel Kurulu’nda Dünya Başkanı seçildi. Yedi buçuk yıl boyunca Dünya Başkanlığı görevini üstlenen Baykam, AIAP/ IAA’in 2023 yılında İstanbul’da düzenlenen 19. Olağanüstü Genel Kurulu’nda Başkanlığı Güney Kore’ye devretti. Aynı genel kurulda International Association of Art Onursal Başkanı seçildi. 2011 yılında, Guadalajara’da (Meksika) düzenlenen AIAP/IAA 17. Genel Kurulu’nda, UPSD Başkanı olarak Baykam’ın yaptığı teklifin oybirliği ile kabul edilmesi üzerine, Leonardo da Vinci’nin doğum günü olan 15 Nisan, Dünya Sanat Günü ilan edildi. 2019 yılında ise Baykam’ın, IAA Dünya Başkanı sıfatı ile UNESCO’ya taşımış olduğu öneri yine oybirliğiyle kabul edildi ve Dünya Sanat Günü Uluslararası UNESCO Günleri arasına girdi. 33 kitap kaleme alan Baykam hakkında yayınlanmış 61 katalog ve 9 kitap bulunuyor. Değişik dönemlerde, sanat ve siyaset üstüne birçok süreli yayında yazarlık yapan sanatçı, ilk makalelerinin 1987’de yayınlandığı Cumhuriyet Gazetesi’ndeki köşesinde yazılarına devam ediyor. Sanatsal kariyeri boyunca siyasetin içinde de aktif bir şekilde rol alan Baykam, 1995-1998 yılları arasında CHP Parti Meclisi Üyesi, 2003 yılında CHP Genel Başkan adayı oldu. Gazeteci-yazar Sibel Baykam ile evli olan sanatçının, 1999 doğumlu Suphi Baykam adında bir oğlu var. Piramid Film Prodüksiyon ve Yayıncılık’ın (1998) ve Piramid Sanat’ın (2006) kurucusu olan Baykam, çalışmalarını İstanbul’da sürdürüyor.

 

SERGİ: LES DEMOISELLES REVISITED

TARİHLER : 3 Mayıs - 14 Haziran 2025

AÇILIŞ : 6 Mayıs, 18.30

ÖZEL GÖSTERİMLER : 3 Mayıs’tan itibaren, randevu ile

YER : S/BEAUBOURG GALLERY

35 Rue Quincampoix, 75004

İLETİŞİM : Micaela Neveu +33 (06) 50 55 07 28

S/Beaubourg Gallery +33 (01) 42 71 12 16

GALERIE@ARTENGAGEMENTCONSULTING.COM

 

 

Les Demoiselles Revisited, Art Engagement Consulting (Micaela Neveu) ve Art Mouvance– Société pour l’ Art (Patrik Gunnteg) yönetiminde, S/Beaubourg Galerisi’nin 2025 sezonunun öne çıkan etkinliklerinden biri olarak öne çıkıyor. Picasso’nun Les Demoiselles d’ Avignon adlı başyapıtıyla kesintisiz bir diyalog kuran sergi, bu diyalogun 2007 yılında tablonun yüzüncü yılı vesilesiyle yoğunlaşmasının ardından sürdürülmesini simgeliyor. Sergi, 1980’lerde yeni dışavurumculuğun tanıtımında ve yaygınlaşmasında önemli bir rol oynamış olan BEDRİ Baykam’ın sanat anlayışıyla bütünlük içinde ilerliyor. Baykam, eserin birebir taklidine dayanan yorumları reddederek, Picasso’nun bu kurucu yapıtına post- oryantalist bir yeniden okuma sunuyor. Bu yaklaşım, kolektif hafıza, bakışın jeopolitik eleştirisi ve Batı estetik normlarının altüst edilmesinin kesişiminde yer alıyor. Sanatçı, parçalanmaya dayalı üslubu ile karşıt yerleştirmeler ve üst üste bindirmelerden oluşan neredeyse barok ve çoğul bir dil geliştiriyor. Bu sayede görsel anlatıyı doğrusal yapıdan kurtararak sürekli bir harekete dönüştürüyor. Bu biçimsel değişkenlik, sanatçının pratiğinin temel taşlarından biri olarak sergiyi fenomenolojik bir deneyim alanına dönüştürüyor: izleyici, karşılaştığı çoksayıdaki işaret arasında sürekli yeni ilişkiler kurarak görüntüyle bağını her defasında yeniden yapılandırıyor. Saygı duruşu ile altüst etme arasında gidip gelen Baykam, modernizmin kör noktalarını — sömürgecilik, fetişleştirme, bakış odaklı erotizm — yeniden harekete geçiriyor ve parçalı yaklaşımı sayesinde sanat tarihine eleştirel bir hafıza öneriyor.Bedenlerin erotize edilmiş estetiği, mahmur pozlar, silüetlerin duyumsal varlığı ve kadınsı gölgelerin oyunları, Batı merkezli kadın temsillerini eleştirel bir bakışla sorguluyor.

 

SERGİYE BAKIŞ

BEDRİ Baykam’ın Galeri S/Beaubourg’da sergilenen “Les Demoiselles Revisited” sergisi, sergileme eylemini başlı başına bir sahnelemeye dönüştüren performans temelli küratöryel metodolojiye dayalı yenilikçi ekspografik yaklaşımıyla öne çıkıyor. Bu paradigma, Austin’in “How to Do Things with Words” (Sözle İş Yapmak) ilkesinden esinlenerek, sanat tarihçisi Micaela Neveu’nun şu düşüncesini genişletiyor: “Bakmak, gösterileni organik biçimde özümsemek ve onu kişinin içinde etkin hâle getirmektir. ” Böylece sergi, izleyicinin algısal bir deneyime etkin biçimde katıldığı sürükleyici bir mekâna dönüşüyor. Picasso’nun Les Demoiselles d’ Avignon adlı yapıtıyla sürdürülen eleştirel diyalog — özellikle tablonun yüzüncü yılı vesilesiyle yoğunlaşan bu ilişki — Baykam’ın sadece bir saygı duruşuyla yetinmeyip onu çağdaş bir yeniden yorumlaaştığı bir çerçeveye dönüşüyor. 1980’lerde yeni dışavurumculuğun öncüsü olan Baykam, bu yorumunu tematik, felsefi ve politik bir bağlam içinde kurguluyor. Yapıtı Batı metafiziğine derinlemesine köklenirken aynızamanda çağdaş jeopolitik gerilimlerle de temas hâlindedir. “Güzel”e dayalı bir estetik anlayışa bağlı olan Baykam, kanonik ustaları güncel ideolojiler bağlamında sorgular; özellikle oryantalizmin hem ABD’de hem de Türkiye’deki aşırı yorumlarına yönelik eleştiriler geliştirir. Kübist ilkelerden — çoklu bakış açısı, perspektifin parçalanması — yola çıkarak hem görsel hem anlatısal düzeyde parçalanmış bir yapı ortaya koyar. Kadın figürleri, bağlamlarından koparılmış şekilde belirsiz ve erotizm yüklü alanlara yansıtılır. Sanat tarihçisi ve akademisyen Hasan Bülent Kahraman’a göre bu kompozisyon, bakışların kesiştiği bir sahneyedönüşür: bakan ve bakılan kadınlar, kendi eserine bakan Picasso, Picasso’ya bakan Baykam, Baykam’ı gözlemleyen Picasso; eserin çevresinde dolanan tarihsel göndermeleri çağrıştıran isimler… Bu bakışın iç içe geçişi (mise en abyme), sadece bakışın üretimini değil, onun hangi konumdan icra edildiğini de sorgular. Baykam böylece tekil anlatılardan arınmış, çok sesli ve açık uçlu bir anlatı yaratır; bu yapı, yorumların sürekli değiştiği bir hareket etrafında kurgulanır. Kahraman’ın da belirttiği gibi, öznelik ile yansımalı bakışların kesiştiği bu bakış mimarisi, Velázquez’in “Las Meninas”ında gördüğümüz barok temsili yapı gibi, bakışın doğasını ve sanat yaratımını bir düş, yanılsama ve dünyaya açılan mecra olarak yansıtır. Biçimsel düzeyde Baykam, kolajlar, serbest fırça darbeleri, şeffaflık efektleri ve lentiküler yüzeyler kullanarak anlatısal çoğulluğa sahip bir barok estetik inşa eder. Bu tekniklerle beden, gölge, duruş ve erotize edilmiş kadın figürüne dair imgeleri canlandırırken, aynı zamanda algı biçimlerini ve çağdaş görsel dili de yeniler. Yüzleri olmayan silüetler ve çıplaklığa terk edilmiş bedenler aracılığıyla voyörizme işaret eden Baykam, izleyicinin bakışının kadın figürüne nasıl hükmettiğini sorgular.Aynı zamanda Batı sanat tarihinde kadının sıklıkla bir arzu nesnesine veya zamanda asılı kalmış fahişe imgesine indirgenmesiyle ilgili yerleşik kalıpları da tartışmaya açar. Bu yaklaşım, yerleşik görsel kodları görünür kılarak kadın bedenine dair yeni bir okuma önerir; iktidar, arzu ve tahakküm ilişkilerini ortaya çıkarır. Art Mouvance tarafından tasarlanan bu performatif sergileme düzeni, eser ile izleyici arasındaki karşılaşmayı yansıtıcı bir deneyime dönüştürür; burada benliğin kimliği, algılama eyleminin kendisi içinde yeniden tanımlanır. Buna karşılık, serginin bodrum katında yer alan ikinci bölümü, minimalist bir sahneleme sunar; bu alan, yoğunlaşmaya olanak tanıyan bir geri çekilme mekânı olarak tasarlanmıştır. Bu bölümdeki eserler, çıplaklık ve cinselliği birer provoke edici unsur değil, görsel ve kültürel normları yıkma araçları olarak ele alır. Sadece yetişkinlere açık olan bu bölüm, karşılaşmanın sembolik ve eleştirel yoğunluğunu korumayı amaçlar. Micaela Neveu ve Patrik Gunnteg’in küratörlüğünde gerçekleşen Les Demoiselles Revisited, eserlerin basit bir araya gelişinden öte, serginin işlevini doğrudan sorgulayan bir yapıya sahiptir. Sanatın sınırlarını, hem aklı hem duyuları harekete geçirme kapasitesini ve sürekli yeniden yapılandırılan bir dünyada iktidar, kimlik ve anlatı ilişkilerini dönüştürme potansiyelini araştıran bir arayış olarak konumlanır.

 

Bedri Baykam, Vous Êtez Bien Chez Madame Claude, Tual üzerine karışık teknik, 168x238 cm, 2025.

 

 

 

Bedri Baykam, Consommer Avec Modération, Tual üzerine karışık teknik, 150x220 cm, 2025.

 

 

GALERİ S/BEAUBOURG & ART ENGAGEMENT CONSULTING HAKKINDA

Sanat tarihçisi ve Art Engagement Consulting’in kurucusu Micaela Neveu’nün yönetiminde, Centre Pompidou’ya sadece birkaç adım uzaklıkta konumlanan yeni S/Beaubourg Galerisi, Mart 2025 ortasında yeniden açılışından bu yana düşünce, deney ve eleştirel bakışa alan tanıyan bir mekân olarak yeniden tasarlandı. Yalnızca estetiğe adanmış bir mekân olmanın ötesinde, galeri artık sanatın sanatsal ve kültürel normları sorgulayarak dünyayla kurduğumuz ilişkiyi yeniden tanımladığı gerçek bir laboratuvar niteliğini taşıyor. 21 Mart 2025’teki açılış, hem eleştirmenlerin hem de izleyicilerin mekânsal kurgusu ve çağdaş meselelerle kurduğu yankı nedeniyle övgüyle karşıladığı Antoni Taulé’ün “Entropie” sergisiyle gerçekleşti. Bu kurucu proje, sergiyi bir düşünce eylemi hâline getiren ve sanat, kültür ve eleştirel söylem arasındaki sınırları araştıran bir yaklaşımı temel alan yeni bir programı başlattı. Bu yaklaşım, Art Mouvance – Société pour l’ Art (temsilcisi Patrik Gunnteg) tarafından geliştirilen performansa dayalı küratöryel anlayışa dayanıyor. Bu ruh doğrultusunda Art Mouvance iş birliğiyle Club Dumas kuruldu: her ay bir araya gelecek edebiyat ve sanat çevresi. Her oturum, o dönemdeki sergilerle diyalog hâlinde bir tema sunacak; böylece metin, imge ve toplum arasındaki ilişkiler üzerine yazarlar, sanatçılar, düşünürler ve izleyiciler arasında bir etkileşim alanı yaratılacak. Club Dumas, galerinin sanatın düşünceyi ve görüyü beslediği, entelektüel etkileşime açık canlı bir alan olma hedefini somutlaştırıyor. Eylül 2025 itibarıyla, S/Beaubourg Galerisi, sanat, yapay zekâ ve yeni yaratım biçimlerinin kesişimine odaklanan yeni bir proje serisine başlayacak. Bu girişimler, yeni teknolojilerin duyarlı, eleştirel ya da şiirsel bir uzantı olarak çağdaş sanatsal pratiğe nasıl dâhil olabileceğini keşfetmeye yönelik net bir kararlılığı yansıtıyor.